Koştum, eve vardım: “Baban doğdu” dediler, kucağıma bir yumurta verdiler. Yumurta elimden düştü, içinden kocaman horoz çıktı, sokağa kaçtı.
Kovalamaya başladım. Taş attım değmedi. Ceviz attım… Cevizden bir kocaman ağaç bitti. Üstündeki cevizleri düşüreyim diye taş attım, değmedi. Toprak attım; ağacın başı tarla oldu. Kimi dedi: “Buğday ek”, kimi dedi: “Karpuz ek.”
Karpuz ektim. Öyle karpuz verdi ki tarla, develer taşıyamadı. Karşıma bir adam çıktı: “Karpuzundan versene” dedi. Bir karpuz verdim, bir ordu yedi, yarısı arttı… Ben de bir karpuz keseyim, dedim. Keserken çakım içine kaçıverdi. Elimi soktum, alamadım. Gözümü soktum, göremedim. Kendim girdim, yedi sene aradım, bulamadım. Yedi sene gezdim, dolaştım, sonunda karpuzun kapısına ulaştım.
Vay anam karpuz, evin köyün yıkılası karpuz…
Bir yanı sazlık samanlık
Bir yanı tozluk dumanlık
Bir yanında demirciler demir döver denk ile
Bir yanında boyacılar boya boyar binbir çeşit renk ile
Bir yanında Osmanoğlu cenk eder top ile tüfenk ile…
Anahtar Kelimeler: tekerleme, Tekerlemeler
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.
efetubi
carlic
carlic
carlic
carlic

çookk güzell
ne güsel ne güsel bu site de çok güsel tekerlemede güsel